Archives for korku


Bir Aracnafobia Hikayesi… Örümceğin Öpücüğü

<span style=”font-family: ‘DroidSansBold’; font-style: italic;”>”Eğer esnerken elini ağzına kapatmazsan ağzının içine tavandan örümcek düşer, dilinin üzerine yapışır ve kimse onu oradan çıkartamaz.”</span>

aracnafobia
a<a href=”http://localhost:8888/sans/wp-content/uploads/2013/02/aracnafobia.png”><img class=”aligncenter wp-image-13″ src=”http://www.cananyuce.com/wp-content/uploads/2013/02/aracnafobia.png” alt=”aracnafobia” /></a>
Akşamüzeri ılık bir duştan sonra kendini yatağın üzerine attı. Gözlerini kapattı. Özlediği huzur ve sükunetin verdiği rehavetle gülümsedi. Acıkmıştı. Gözlerini açıp odaya göz gezdirdiğinde farkettiği şey yüzünden beyninden vurulmuşa döndü. Kısa bir süre paralize olmuşçasına durumu kavramaya çalıştı. Küçücük bir ağaç evin içindeydi. Yatağın ayak ucu hariç üç tarafı ağaç kabuklarından oluşan, yatağa bitişik duvarlara çevreleniyordu. Ağaç kabuklarının arasında sayısını kestiremediği kadar örümcek ona bakıyordu ve o örümcek kaynayan bu üç duvarın tam ortasında yatıyordu… Haraket ediyorlardı ve her yerdeydiler!</p>
Örümcekler onun en büyük kabusuydu. Şimdi hafta sonu da kabusa dönmüştü. Yıdırım hızıyla kendini dışarıya attı. Dışardaki hamaklardan birine yerleşti. Bir daha kiç kimse onu o odaya döndüremezdi.

<span style=”font-family: ‘DroidSansBold’; font-style: italic;”>Herşeyin başlangıcı olan öğüt</span>

Büyükbabasının Kastamonu’daki masalsı bir atmosfere sahip olan kafes cumbalı üç katlı evi, çocukluğunun en sevdiği mekanlarından biriydi.

Mutfakta teyzesinin pişirdiği kurabiyeleri beklerken uykusu gelmiş olacaktı ki uzun uzun esnedi. Teyzesi ona şöyle dedi; “<em>Eğer esnerken elini ağzına kapatmazsan ağzının içine tavandan örümcek düşer, dilinin üzerine yapışır ve kimse onu ordan çıkartamaz. Ancak doktor amcaların keserek çıkartmaları gerekir!</em>”

5 yaşındaydı ve hayatı boyunca sürecek olan tutsaklığın fitili ateşlenmişti…

Takip eden günlerde karanlıktan hep korktu. Çocukluğu ve tüm gençliği boyunca bir daha hiç bir gece eğer şiddetle mecbur değilse tuvalete kalkmadı. Karanlıkta elektrik düğmesini bulmak için duvarlara dokunmaktan veya yerdeki bir örümceğin üzerine basmaktan korktu. Gece kalkmak bir yana, yatağın içine örümcek girmiş olabileceği korkusuyla yorganın içinde ayaklarını bile kıpırdatamazdı. Bir daha derin, rahat ve huzurlu bir uyku uyumadı.

Kendi yaşadıkları ev de ağaçlarla dolu bir bahçenin içindeydi. Evde örümcekler hiç eksik olmazdı. Uzun bacaklı küçük gövdeli örümcekler, koyu renkli tüylü bacaklı büyük örümcekler, küçük renkli örümcekler…

<a href=”http://www.cananyuce.com/wp-content/uploads/2013/02/spider1.jpg”><img class=”alignright size-full wp-image-160″ src=”http://www.cananyuce.com/wp-content/uploads/2013/02/spider1.jpg” alt=”spider1″ width=”300″ height=”286″ /></a>Çok soğuk gecelerde gözlerini açtığında gece lambasının ışığına veya nefesinin duvarda vurduğu noktaya muhtemelen ısınmak için gelmiş olan bir örümcekle göz göze gelir, çığlığı basardı. Hemen hemen her gece rüyasında açık ağzının veya avucunun içinde bir örümcek olduğunu görür, kapatamazdı; <em>“örümceğin bacakları çatırtılarla kırılacak!!!”</em> En kötüsü de bu korkusunu keşfeden arkadaşlarının onun üzerine örümcek atarak eğlenmeleriydi. Bu çok acımasızcaydı.

Yetişkinlik yıllarında içinde tehdit, tehlike ve korku unsuru barındıran herşey ve herkes ona örümceği, bir örümcekle karşılaştığında duyduğu hissi çağrıştırmaya başladı. Karanlıktan korkmaya devam etti. Ay ışığında tavandaki minik gölgelerin her birinin örümcek olduğunu hayal ettiği kaç uykusuz uzun gece geçirdiğini hatırlamıyordu. Hatta ahtapot gibi, örümceği çağrıştıran bazı deniz hayvanlarından, denizdeki yosunlardan dahi korkmaya başladı. Geceleri asla denize giremezdi. Örümcek figürü konusunda gelişen algıda seçicilik durumu oldukça zorlayıcı bir hal almıştı.

<span style=”font-family: ‘DroidSansBold’; font-style: italic;”>Örümcek yüzünden kaç kez taşınabilir insan?</span>

30’lu yaşların ortalarında evinde, tamamı balkona bakan odalardan birinde burun buruna geldiği, hızla kendisine doğru hareket eden kocaman siyah tüylü bir örümcek yüzünden dehşete düştü. Gördüğü örümcek sıçrayabiliyor muydu bilmiyordu ama sıçrayan örümceklerle ilgili pek çok şey duymuştu. Panikle kapıların altındaki aralıkları tıkayarak tüm odaları kullanıma kapattı, kocaman salonun ortasında hiç bir tarafı duvara değmeyen kanepesinin üzerinde uyumaya başladı. Çaresizce önlemler geliştirmeye çalışıyordu. Yatağın ayaklarını su dolu kapların içine yerleştirse… Ama ya tavan ne olacak? Yatağın üzerini örümceğin geçemeyeceği bir cibinlik ile kapatsa… Mutlaka bir aralık kalırdı. Hayır, olacak gibi değildi. Uyurken örümceklerden izole olabilmenin hiç bir yolu yoktu. Bir süre sonra başka bir eve taşındı.

Bir akşam uyumadan önce kitap okurken kolundan yüzüne doğru hareket eden örümceği farketti. Yağmur yüzünden içeri kaçmış olmalıydı. Soluğu yeniden evin salonunda aldı. Saatlerce üzerinden varolmayan örümcekleri silkelemeye çalıştı. Yeni evi çok küçüktü, kaçacak hiç bir yeri yoktu. “Buraya kadar, artık yeter!” dedi. Savaşacaktı! Zaten başka çaresi de yoktu. Daha kaç kez örümcek yüzünden taşınabilirdi ki?

<span style=”font-family: ‘DroidSansBold’; font-style: italic;”>Korkuya duyulan isyan</span>

“En fazla ne olabilir?” diye düşündü. “En fazla ne olabilir, bir insanın başına gelebilecek en kötü şey nedir?” Bir örümcek onu öldürebilir miydi? Cevabını pekala biliyordu, öyleyse neden bu korkusunu yenemiyordu?

Örümcekler ile ilgili araştırmalar yapmaya başladı. İnceledikçe bir tür Stockholm sendromu etkisiyle mi bilinmez, örümcekleri ilginç bulmaya ve onlara hayranlık duymaya başladı.  İnce ince ördükleri ağlarının sanat eseri güzelliğinden etkilenmişti. Tüm cesaretini toplayarak örümcek korkusu ile ilgili yapılmış, bol örümcekli Aracnafobia filmini seyretti. Korkusu biraz hafiflemeye başladı. En azından uyuyabiliyor ve yorganın altında ayaklarını istediği gibi hareket ettirebiliyordu.

<a href=”http://www.cananyuce.com/wp-content/uploads/2013/02/psikeart-korku1.jpg”><img class=”alignleft size-medium wp-image-163″ src=”http://www.cananyuce.com/wp-content/uploads/2013/02/psikeart-korku1-243×300.jpg” alt=”psikeart-korku” width=”243″ height=”300″ /></a>Evde hareket eden her şeyi avlayan kedileri ile yaşamaya başlamasının ona yardımı olmuştu. Ama asıl önemlisi, korkusundan kurtulmaya kararlı olması ve bunun için ilk adımı atmaya cesaret edebilmesiydi. Bu adım yeni hayatının başlangıcı olacaktı.

<span style=”font-family: ‘DroidSansBold’; font-style: italic;”>Yazan: Canan Yüce</span>

<span style=”font-family: ‘DroidSansBold’; font-style: italic;”>Psikeart Dergisi – Sayı; Korku</span>

<span style=”font-family: ‘DroidSansBold’; font-style: italic;”>Ocak-Şubat 2012</span>