Archives for üç robot yasası


Robotların Vicdanı Olur mu?

“Üç Robot Yasası;
Yasa 1- Bir robot, insan yaşantısına asla kast edemeyeceği gibi, etkisiz kalmak yoluyla bile olsa, bir insanı karşı karşıya kaldığı tehlikeyle yalnız bırakamaz.
Yasa 2- Bir robot, birinci kuralla çelişkili olmaması koşuluyla, verilen tüm emirleri yerine getirmekle yükümlüdür.
Yasa 3- Bir robot, kendi öz varlığını korumak için birinci ve ikinci kuralla çelişkili olmayan her harekete başvurabilir.”

Isaac Asimov

isaac-asimov

Homeros, ˙Ilyada adlı eserinde hareketli ¨üç ayaklılardan bahsetmektedir. Jason ve Argonotlar adlı Eski Yunan efsanesinde de tanrılar tarafından “programlanan” Talos adlı dev bronz nöbetçi karşımıza çıkar. Bir hint efsanesinde de hareket eden mekanik fillerden bahsedilmektedir. Eski Mısırlılar yaptıkları tanrı heykellerine mekanik kollar eklemişlerdir.

Bundan 3000 yıl önce adı geçen bu tür hareket eden mekanizmalar, daha sonraları Isaac Asimov’u etkileyecek olan modern bilim kurgu edebiyatının öncü yazarlarından Karel Capek’in, R.U.R adlı tiyatro oyununda ilk kez “Robot” adını alırlar.

Bedir Yılmaz’ın, kayiprihtim.org’daki incelemesinde söylediği gibi, “Üç Robot Yasası”, “Robot Konuşması” , “Grup Zekası” veya “Uzay Güneş Enerjisi İstasyonları” gibi kavramların ilk kez kullanıldığı öyküleri içeren Asimov’un “Ben, Robot” adlı kitabı, bilim ben-robotkurgu ve hatta bilimin kendisi için devrim niteliğindedir. 20 yaşındaki Isaac Asimov’un pozitronik robotlarının o sempatik-marjinal hali, tüm canlıların içerisinde bir dengine rastlanamayacak zekası, sınırsız yetenekleri ve karşı konulmaz yıkma potansiyeliyle kendini kainatın efendisi addeden “insan”a sessizce meydan okur.

Her Asimov robotu, ayrı birer kişiliğe sahiptir. Her biri özel birer üretim amacına hizmet eden bu robotların üretiminde insanoğlu taklit edilmiş olduğundan, karakterleri de bu üretim amacının izlerini taşımaktadır. Farklılıklarının temel kaynağı, tüm devrelerinin koordine çalışmaları sonucu ortaya çıkan bir “Robot Süper Egosu”nun varlığıdır.

10 hikayeden oluşan Ben, Robot; US Robotics’in tartışmasız en ünlü bilim kadını, “robotların anası” olarak anılan robopsikolojist Dr. Susan Calvin’in, mesleki kariyerinin sıra dışı olaylarını bir bilim muhabirine anlatmaya başlamasıyla gelişir. Anlattıkları gazete ve onu takip eden kalabalık için fevkalade bir önem taşımaktadır. İnsanlık, robotların gelişiyle bir daha asla geri dönülemeyecek bir yola girmiştir ve Dr. Susan Calvin, bu devre her yönüyle tanıklık etmiş yegane kişidir.

 

herbieBeyaz yalanlar da öldürücü olabilir…

Bu hikayelerden biri olan Yalancı! (Liar!)’da RB-34 nam-ı diğer Herbie, beklenmedik biçimde insan zihnini okuma yeteneğine sahip bir robottur. Problem onun zihinleri okuyabiliyor olması değil, bunu yapmasını sağlayan şeyin ne olduğunun saptanamamış olmasıdır. Ve karantinaya alınan Herbie’nin gizemini çözebileceğine inanılan tek kişi Susan Calvin’dir. Dr. Calvin, Herbie’nin zihnini okuduğu diğer insanlara 1. Robot Yasası gereği; onları inciterek zarar vermemek için gerçekler yerine onların duymak istedikleri beyaz yalanlar söylediğini fark eder. Fakat Herbie Dr. Calvin’e bu sebeple öyle hassas bir konuda yalan söylemiştir ki, bu yalan kendi sonunu hazırlar. Öyle ki, Herbie eğer Susan Calvin’in sorduğu yeni soruya cevap verirse gerçekleri duymak insanları incitecek, eğer cevap vermezse cevabı öğrenememek yine insanların incinmesine yol açacak ve onlara zarar verecektir. Ne var ki Herbie’nin “robot vicdanı” doğru ile yanlışı sağlıklı olarak ayırt edebilen doğal bir iç yargı yetisi değil, aslında karşılıkları 0 ve 1 arasında matematiksel değerler olan öğrenilmiş tepkilerden ibaret bir bulanık mantıktı. Tarifsiz bir ikilemde kalan Herbie kısa bir süre sonra bir çeşit kısa devre yaparak yere yığılır. Dr. Calvin’e söylediği affedilemez yalan onu kendi “robot vicdanı” ile vurmuş ve ölmesine sebep olmuştur…

“Makineler düşünebilir mi?”

Asimov’un Üç Robot kanunundan bahsedişinden kısa bir süre sonra düşleyen insanların bile aykırı ve çılgın addedildiği 1950’li yıllarda İngiliz bilim adamı Alan Turing, çağdaşlarının sormaya dâhi cesaret edemeyeceği bir soruyu sorar ve buna ilişkin bir de makale yayınlar. Şaşırtıcı etki yaratan soru o dönem için oldukça akıl dışıdır. “Makineler düşünebilir mi?” konulu bu makale beklenenin aksine Septisistler, Fundamentalistler veya Parapsikolojistlerden değil; Nörologlar, Matematikçiler ve Fizikçilerden itiraz alır. Bilgisayarların icadından buyana, bu soru bir çok felsefeci, bilim adamı veya yapay zeka araştırmacısı tarafından tartışılmıştır. Bu güne kadar bir problem olarak kalmasının nedeni bu sorunun cevabı hakkında ortak bir uzlaşma sağlanamamasındandır.

Beyin etten yapılmış bir bilgisayar mıdır?

I-robot-by-AsimovEğer biz tüm insani özelliklerin fiziğe tabi olan bedensel işlevlere indirgenebileceğini savunuyorsak, bu yaklaşımla beynin etten yapılmış bir bilgisayar olduğunu, yani yapay zekanın henüz yeterince gelişmemiş bir insan prototipi olduğunu var sayabiliriz demektir. Buna karşılık, insanın yalnızca fiziksel süreçlere tabi olan bir makineye indirgenemeyeceğini düşünenlerin sayısı da azımsanamaz. Günümüz ünlü Fransız filozofu Georges Canguilhem, “Beyin ve düşünce” adlı yazısında, İnsan zihninin bir bilgisayara sığdırılamayacağını ve bilgisayarın da sonuç olarak insan zihninin tüm yetilerinin üstesinden gelemeyeceğini dile getirir.

Bir bilgisayar bilimi dalı olan YAPAY ZEKA’nın amacı bilgisayarları akıllı yapma, yani dili kullanabilme, öğrenme, akıl yürütme, problem çözme gibi niteliklere sahip bilgisayar sistemleri tasarımlamaktır.
Pennsylvania Universitesi’nin web sitesindeki habere göre; “Asimov’un Pozitronik Beyin”, olarak adlandırdığı, robotların öğrenen ve duyguları olan makinelere dönüşmesinde önemli işlevleri olan optik elektronik devrelerin üretimi kısa zaman önce gerçekleştirildi.

psikeart-vicdanGelecekte robotlar duygulara sahip olacak kadar geliştirilebilirler mi bilinmez ama, günün birinde bilim adamları tarafından insan mükemmele en yakın biçimde taklit edilebilse bile, onu mükemmelden ayıracak en önemli fark yalnızca insana dair olan tek şey; taklit edilemeyen vicdan yeteneği olacaktır…


Yazan: Canan Yüce

Psikeart Dergisi – Sayı; Vicdan

Ocak-Şubat 2013